Hakkımda

bursa /gemlik, Türkiye
gezmeyi seviyorsanız teknolojiye merakınız varsa burası tam size göre

17 Kasım 2019 Pazar

Kuşadası


  Herkese merhaba bu gün sizlerle bi Kuşadası' na geziye çıkalım , ama her zamanki  gibi tarihçesini yazalım. Bakalım Kuşadasın'da eskiden neler olmuş ? 

kuşadası ile ilgili görsel sonucu
 
   Şehir daha önce, Pilavtepe eteklerinde, Andızkulesi denilen yerde kurulmuştur. Bir müddet sonra Bizanslılara ait olan bu kıyılara Venedik ve Cenevizliler, ekonomik bakımdan egemen olmuşlardır. Ulaşım güçlükleri nedeni ile Kuşadası; Andızkulesi mevkiinden alınarak bugünkü yerinde Yeni İskele (Scala Nuova) adı ile kurulmuştur.
Kuşadası'nın adını verdiği Kuşadası Körfezi ve yakın çevresi, sanat ve kültür merkezleri olarak bilinmektedir ve ilk çağlardan beri birçok farklı medeniyeti barındırmışrır.
M.Ö. 3000 yıllarında Lelegler, M.Ö. 11.yy'da Aioller, M.Ö. 9.yy'da İonlar bölgede hakim olmuşlardır. Büyük Menderes ve Gediz ırmakları arasında kalan alan, antik çağlarda İonia adını alır. Tüccar ve denizci olan İonlar denizaşırı ticaret sayesinde kısa zamanda zengişleşmişler ve üstün bir politik güce sahip olmuşlardır. Tarihte "İon Kolonileri" adını alan 12 şehir kurmuşlardır.

kuşadası heykeli ile ilgili görsel sonucu
Kuşadası, antik çağlarda Anadolu'nun Akdeniz'e açılan başlıca limanlarından biri idi. O devirde Neopolis adı ile anılıyordu. M.Ö. 7.yy.da başkentleri Sardes olan Lydialılar yöreye hakim olmuşlardır.
M.Ö. 546′da başlayan Pers hakimiyeti, M.Ö. 334′de Büyük İskender'in tüm Anadolu'yu ele geçirmesine kadar devam etmiştir. Bundan sonra Anadolu'da Yunan medeniyeti ile yerli Anadolu medeniyetinin sentezi olarak yepyeni bir çağ, yepyeni bir sanat ve kültür anlayışı hakim olmuş ve bu çağ "Helenistik Çağ" adı ile anılmıştır. Efes, Milet, Priene ve Didim bu devrin en ünlü şehirleridir.
M.Ö. 2. yy.da Romalılar yöreye egemen olmuşlardır. Hristiyanlığın ilk yıllarında, Meryem Ana'nın ve havarilerinden St.Jean'ın Efes'e gelip yerleşmesiyle burası bir dini merkez haline gelmiştir. Miletus da Hristyanlık çağında Piskoposluk merkezidir. Bizans Çağında "Ania" adı ile anılmıştır. Kuşadası, ortaçağda korsanlar tarafından kullanılan bir liman olmuştur. 15.yy.da, Venedikliler ve Cenevizliler zamanında şehir "Scala Nuova" adını almıştır.
1086′da I. Süleymanşah'ın bölgeyi Selçuklu Devleti'ne katmasıyla Türk egemenliği başlamıştır. Bölge, bu devirde kervan yollarının Ege'ye açılan bir ihraç kapısı olmuştur. Ancak Selçuklu Devleti'nin egemenliği 1. Haçlı Seferleri nedeniyle kısa sürmüş ve yeniden Bizans'ın eline geçmiştir. 1280′lerin sonunda Menteşeoğulları,1397-1402 arasında Osmanlıların egemenliğine girmiştir. 1402-1425 arası yeniden Aydınoğulları'nın eline geçtiyse de 1425′te Osmanlılar bölgeyi kesinlikle ele geçirmiştir. 

kuşadası ile ilgili görsel sonucu
Kuşadası, 1413 yılında 1.Mehmet (Çelebi) tarafından Osmanlı egemenliğine katılmıştır. Bu tarihten sonra, şehir tamamen Türklerin elinde kalmış ve Türklerin yaptığı eserlerle dolmaya başlamıştır. Bunlardan bugünkü Kervansaray ve Kuşadası'nı çeviren surlar, Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Surlarla çevrili şehre o zaman ancak üç kapıdan girilebilmekteydi. Bu kapılardan bir tanesi, Barbaros Hayrettin Paşa Caddesi ile Kahramanlar Caddesi'ni birbirinden ayırmakta ve üst kısmı bugün Şehiriçi Trafik Bölge Amirliği olarak kullanılmaktadır. Diğer kapılar bugün mevcut değildir.
Bizanslılar için önemli bir askeri üs görevini yapan Güvercinada, 1834 yılında büyük bir yenilenme görmüş ve ünlü kalesi yapılmıştır. "Kuşadası" adı bu kaleden gelmektedir.
Kuşadası, Kurtuluş Savaşı'nda 1919-1921 yılları arasında İtalya'nın, onların çekilmesiyle Yunanistan'ın işgaline girmiş ve 7 Eylül 1922′de düşman işgalinden kurtulmuştur.
Kuşadası'nın  tarihçesi bu kadar ,şimdi gezilecek yerleri yazlım  sizlerle .

                                    KUŞADASI MİLLİ PARKI

209 kuş türünün görülebildiği Kuşadası Milli Parkı, Kuşadası ve Söke ilçeleri arasında yer alıyor. Kuşadası’na 28 km uzaklıktaki milli park, farklı kıyı şekillerini içeren kıyı özellikleri sayesinde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. Bölgenin tatlı ve tuzlu lagüner sisteminin yarattığı biyolojik çeşitlilik özellikle doğa fotoğrafçılarının birbirinden güzel kareler yakalamasını kolaylaştırıyor. Doğal güzelliklerinin yanı sıra Dilek Tepesi’nin eteğine doğru yürüyüş yaptığınızda milli park sınırlarındaki tarihi kalıntıları görebilirsiniz
      Kuşadası Milli Parkı ile ilgili görsel sonucu                                      
                                              GÜVERCİN ADA
İlçenin şu anki adının kaynağını oluşturan adanın üzerinde, tarihi Bizans dönemine dayanan ve ada ile aynı isimle anılan bir kale yer alıyor. 1957 yılında yapılan çalışma ile karaya bağlanan kale, ışıklandırma sistemi sayesinde akşamları Kuşadası sahiline gelen tatilcilere muhteşem bir manzara sunuyor. Geçmişte güvercin başta olmak üzere birçok kuş türüne ev sahipliği yapan adanın etrafındaki ve kale içindeki çay bahçelerinde içeceğinizi yudumlarken eşsiz gün batımını seyredebilirsiniz.  
İlgili resim
                                     Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı
 İlçedeki tarihi yapıları ziyaret etmek isteyen tatilcilerin Kuşadası gezilecek yerler listelerinde yer verdikleri Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı, Kuşadası İskelesi yakınında bulunuyor. 1618 yılında Sadrazam Öküz Mehmet Paşa tarafından yaptırılan Kurşunlu Han, küçük bir iç kaleyi andıran görünümü ile dikkat çekiyor. Tamamen taş malzeme kullanılarak inşa edilen yapının içerisinde bir adet otel ve hediyelik eşya mağazaları bulunuyor.
Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı önü ile ilgili görsel sonucuİlgili resim
                                     Kadınlar Denizi (Kadınlar Plajı)
Masmavi denizi ve eşsiz kumsalı sayesinde Mavi Bayrak ödülü almış, Kuşadası’nın en ünlü plajı ilçe merkezine 3 km uzaklıkta yer alıyor. Merkezden kalkan minibüsleri kullanarak rahatça ulaşabileceğiniz Kadınlar Plajı’na ücret ödemeden giriş yapılabiliyor. Kumsalının uzunluğu 1 km olan alanda düşük ücretlerle şezlong ve şemsiye kiralayabilirsiniz. (plajın adı kadınlar denizi plaja erkeklerde gire biliyor) 

İlgili resim


Kadınlar Denizi (Kadınlar Plajı) ile ilgili görsel sonucu
 Kuşadası tanıtımı bur da bitter bir başka ,gezide görüşmek üzere  bay bay ...

13 Kasım 2019 Çarşamba

Türkiye'nin ilk 'sakin şehri': Sığacık / Seferihisar




    Herkese  merhaba bugün sizlerle beraber Sığacığı yazarak gezelim biraz .Evet tabi her zamanki gibi  kısa tarihçesini yazalım.


izmir sığacık kısa tarihçesi ile ilgili görsel sonucu

 
  Tarihte ‘sanatın merkezi’ olarak bilinen Teos ve 1500’lü yıllardan itibaren yaşamın devam     ettiği Kaleiçi evleriyle ünlü Sığacık, şimdilerde tüm Türkiye’ye model olabilecek projeyle     yeniden gündemde. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Seferihisar Belediyesi’nin birlikte hayata geçirdiği restorasyon projesiyle Kaleiçi’ndeki 220 ev baştan aşağı yenilenmiş. İlk bakışta restorasyon olarak gözüken proje, beraberinde turizm hareketliliği ve yerelde kalkınmayı da getirmiş.

İn cin bile top oynamıyordu
Danimarka’dan gelen Tom Peterson, “Sessiz ve sakin bir ortam. İnsanlar çok yardımsever. İngilizce bilmeseler bile yardımcı olmaya can atıyorlar. Her yer bembeyaz. Çok hoş olmuş, çok beğendim” diyor. Liz Peterson ise, “İnsanlar çok nazik ve yardımsever. Ortam çok güzel” diye konuşuyor.
İşletmeci Barış Çavuş, “Sığacık’ta her şey değişti, şu anda isminden önde gidiyor. 60-70 yıldır bakımı yapılmayan evler, Büyükşehir Belediyesi ile ortaklaşa yapılan çalışmayla yenilendi. Burası kendi halkıyla kalkınmaya başladı. Seferihisar Belediyesi pazar günleri burada yöre pazarı açtı. Yörenin kadınları yaptıkları ürünleri satarak ev ekonomilerine ciddi katkı sağlıyor. Çocuklarını daha iyi şekilde okutup daha sağlıklı hayatlarını sürdürebiliyor. Sığacık, dokusuyla, tadıyla, özüyle kendini kaybetmeden örnek olacak bir yer haline geldi” diye anlatıyor olan biteni.

sanat atölyesi sahibi Yavuz Koçoğlu, “35 yıldır Seferihisar’dayız. Buraya kimse gelmezdi. İn cin bile top oynamazdı. Cittaslow’a dahil olması ve Büyükşehir tarafından restorasyon tamamlandıktan sonra insanlar merak edip gelmeye başladı. Bu geliş doğal olarak hem bölgesel kalkınmayı hem de sanatla uğraşan insanların sanatlarından ekmek kazanmasını sağladı. 2-3 yıl önce bunları konuşmak bile mümkün değildi. Buradaki hareket çoğalınca hiç parası, yeteneği, işi olmayan insanlar bile doğadan topladıkları doğal otlarla haftalık harçlıklarını çıkarabilir duruma geldi” görüşünü paylaşıyor.


  Bu kadar yeterli şimdi gezilecek yerleri anlatalım ;



  Sığacık Kalesi:

Limanın kuzeydoğusunda yer alan Sığacık Kalesi, Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilmiştir. Deniz üssü olarak kullanılan bu kale, yakın tarihte kontrol merkezi olarak da değerlendirilmiştir. Kalenin yapımında Teos Antik Kentinden temin edilen özel taşlar kullanılmıştır. Kale, ziyarete açık ve yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlere de ev sahipliği yapmaktadır.
izmir sığacık kalesi ile ilgili görsel sonucu



Değirmen:

 Eee  İzmir Sığacık burası  yer  değirmenleri  tabikide burada  meşhur dur yani 
Akkum Plajının hemen yanında yer alan Atlantis Otel sınırları içerisinde yer alan bu tarihi değirmeni görmek için otel görevlilerinden küçük bir ricada bulunmanız yeterli olacaktır. Mizah dünyasının önemli isimlerinden bir tanesi olan Ata Demirer’in de Olanlar Oldu filminde yer verdiği bu değirmen, denizi seyretmek isteyenler için büyük bir fırsat sunuyor.

İlgili resim

Marina:

Gümrük Kapısı niteliği taşıyan Marina, restoran, kafe ve birçok farklı işletmenin de yer aldığı özel bir alandır. Tekne kapasitesi de oldukça büyük ve gün içerisinde çok sayıda tekne tarafından ziyaret ediliyor. Denizi seyretmek için tercih edilebilecek keyifli adreslerden bir tanesidir.

izmir sığacık marina ile ilgili görsel sonucu


Akkum Plajı’nda deniz:
 Sığacık’a yaz aylarında geliyorsanız, denize de girmek isteyebilirsiniz. Şanslısınız; Seferihisar denizi daima serin, hatta belki de soğuk. Sığacık merkezinde yüzemiyorsunuz; ancak çok uzaklaşmadan Akkum Plajı’nı tercih edebilirsiniz. Hem gün batımını görmek hem de keyifle yüzmek için sarı kumlu Akkum iyi bir tercih olur. Plajda özel işletme de var, ücretsiz alanlar da. Kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler, bölgenin favorilerinden Akarca Plajı’nı seçebilir. Burası da yine tertemiz suyu ile mavi bayraklı bir halk plajı, Akkum’a göre biraz çakıllı. Bu arada, Seferihisar’ın en çok mavi bayraklı halk plajına sahip ilçe olduğunu da ekleyeyim. Gidebilecek çok sayıda plaj sizi bekliyor, bu ikisi benim önceliklerim.

Akkum Plajı’nda deniz: ile ilgili görsel sonucu

Teos Antik Kenti’nde geçmişe yolculuk:

Sığacık’a yaz aylarında geliyorsanız, denize de girmek isteyebilirsiniz. Şanslısınız; Seferihisar denizi daima serin, hatta belki de soğuk. Sığacık merkezinde yüzemiyorsunuz; ancak çok uzaklaşmadan Akkum Plajı’nı tercih edebilirsiniz. Hem gün batımını görmek hem de keyifle yüzmek için sarı kumlu Akkum iyi bir tercih olur. Plajda özel işletme de var, ücretsiz alanlar da. Kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler, bölgenin favorilerinden Akarca Plajı’nı seçebilir. Burası da yine tertemiz suyu ile mavi bayraklı bir halk plajı, Akkum’a göre biraz çakıllı. Bu arada, Seferihisar’ın en çok mavi bayraklı halk plajına sahip ilçe olduğunu da ekleyeyim. Gidebilecek çok sayıda plaj sizi bekliyor, bu ikisi benim önceliklerim.

















 Kaleiçi sokakları:

Kalenin herhangi bir tarafından ya da surların çevresinden Kaleiçi sokaklarına adım atıp daracık sokaklara kendinizi bırakın. Bu sokaklar onlarca ev pansiyonunun sıralandığı, yaşamın aktif olarak devam ettiği rengarenk görünümde. Ata Demirer’in Olanlar Oldu filminin çekildiği pansiyonu da yürüyüş sırasında görebilirsiniz.

Sigacik-Gorulecek-Yerler


sığacık evleri ile ilgili görsel sonucusığacık evleri ile ilgili görsel sonucu










11 Kasım 2019 Pazartesi

İzmir Şirince Köyü

  
şirince ile ilgili görsel sonucu
  
   Herkese merhaba bu gün sizlere İzmir Şirince Köyü'nü  anlatacağım ilk önce kısa bir tarihçesini yazalım 

   Tarih
Şirince köyünün kuruluşunun M.S. 5. yüzyıla kadar uzandığı biliniyor. Köyün eski adı Kırkınca halk dilinde zamanla Kirkince ve sonra da Çirkince’ye dönüşmüş. Sonra İzmir valisinin emriyle köy Şirince adını almış. Köyde 1900’lerin başında yaklaşık ikibin hane varken, 1. Dünya Savaşı sonrasında büyük bölümü Rum olan halkın çoğunluğu Yunanistan’a göçmüş. Boşalan köye 1924’te Selanik’ten gelen Türkler yerleştirilmiş.


şirince köy yolu ile ilgili görsel sonucu
  Ulaşım

Şirince Selçuk’a 8 km uzaklıkta...Selçuk’tan İzmir yönüne doğru giderken sağda Şirince tabelasını göreceksiniz. Meyve ağaçları arasından kıvrılarak yukarı doğru tırmanan asfalt yol sizi Şirince’ye ulaştırır. Eğer özel araçla gelmiyorsanız, İzmir’den otobüsle Selçuk’a gelebilir; Selçuk’tan Şirince’ye saat başı kalkan otobüslere binerek Şirince’ye kolayca ulaşabilirsiniz.
   Yöre İçi Ulaşım


Şirince küçük bir köy...Bir ucundan diğer ucuna yürüyerek on dakikada ulaşılabiliyor.
şirince ile ilgili görsel sonucu

 Gezilecek Yerler


İlgili resimŞirince küçük bir köy...Köyün hemen girişinde, çarşı veya köy meydanında köylülerin birşeyler sattıklarını görürsünüz. Yörede zeytin ağaçları bol olduğundan zeytinyağı ve sabun, bağlardan gelen üzümlerden yapılan ev şarapları, elişleri satılan şeyler arasındadır. Buradan sevdikleriniz için hediyelik birşeyler alabilirsiniz.
Acıktığınızda da köyde birçok evde gözleme yapılıyor. Bu gözlemelerden tadın deriz; gerçekten lezizler!...

Köyde iki kilise bulunuyor. Bunlardan biri, bir özel mülkiyetin avlusu içinde kalan Vaftizci Yahya Kilisesi...Eğer kiliseyi gezmek isterseniz, çekinmenize gerek yok. Evsahipleri çok nazik davranıyorlar. Diğeri ise Vaftizci St. Jean Kilisesi...

şirince kilisesi ile ilgili görsel sonucu ( şirince kilise önü )

Şirince’de oldukça faklı bir mimari göze çarpar. Tüm evler kagirdir. Evlerde birçok pencere vardır; ve balkonlar asma balkon olarak yapılmıştır. Evlerin bodrum katları kiler ve mutfak olarak kullanılır. 
İlgili resim






( şirince kilisesi içi)



Köyden dönüşte, Selçuk’a varmadan 2 km önce bir mağara bulunuyor: Sütini Mağarası...Mağarada beyaz su damlayan sarkıt ve dikitler var. Köylüler arasındaki inanışa göre, doğum yaptıktan sonra sütü az gelen kadınlar buradaki sarkıtlardan damlayan sudan içtiklerinde sütleri çoğalırmış


İlgili resim (şirince tarihi pazarı )

                                                                     
  Yeme İçme

Tabii ki gözleme...Şirince’de adımbaşı gözleme yapan bir yer bulabilirsiniz. Köyün üst tarafına doğru yürürseniz, tüm Selçuk ‘u ayaklarınızın altına seren terasında gözleme yiyebileceğiniz bir gözleme evi bulunuyor.

Ve tabii ki sıcak şarap...Köyün hemen girişinde, çarşı içinde sol tarafta bir şarabevi bulunuyor. Ahşap dekoruyla etkileyici bir atmosfere sahip olan şarabevinde oturup köyde üretilen şaraplardan tadın. Hatta damak tadınıza uygunsa, sıcak şarap içmeyi deneyin...

Köyde bulunan Tarihi Artemis Şarap Evi & Restoran oldukça ünlü... Yaklaşık 150 yıllık eski bir okul binası restore edilerek restorana dönüştürülmüş. Restoranın kapalı bölümünün yanısıra bir de bahçesi bulunuyor. Burada köyün ünlü şaraplarından ve yöresel yemeklerden tatmanız mümkün...

Ayrıca köyde zeytinyağı üretiliyor. Köylülerin kendi üretimi olan zeytinyağı çok kaliteli ve leziz...Köy içinde yemek yiyeceğiniz herhangi bir yerde, yemeğinize veya salatanıza bol zeytinyağı koydurun. Tadına bayılacaksınız!...
şirince zeytinyağı ile ilgili görsel sonucu


İlgili resim
(şirince şarap mahzenleri)




şirince şarabı ile ilgili görsel sonucu(şirince şarabı )

8 Kasım 2019 Cuma

Alaçatı


alaçatı ile ilgili görsel sonucu     
  Alaçatı

   Evet bugün sizlere Alaçatı da gezilecek yerleri anlatacağım  tabi her zamanki gibi kısa tarihçesini anlatayım; Günümüzün nezih ve popüler tatil beldesi Alaçatı’nın tarihi, Arkaik döneme kadar uzanır. Anadolu tarihinde “İyonya” olarak geçen, İzmir’in güneyinden başlayıp Menderes Irmağı’na kadar uzanan bölgenin tam merkezinde bulunur Alaçatı. Antik çağdaki ismi ise “Agrilia”dır. Alaçatı, tarihindeki ilk kırılma noktasını Osmanlı döneminde yaşar. Erken Osmanlı döneminde “Piyade” ya da “Süvari” köyü olarak bilinen bu güzel toprakların ismi, bölgeye aynı dönemde yerleşen “Alacaat Aşireti” ile anılmaya başlar. 17. yüzyıla gelindiğinde, dönemin sadrazamı, güneyi bataklık olan bölgenin ıslah edilmesini buyurur. 1830’larda bölge ayanı olan Hacı Memiş Ağa, Sakız Adası’ndaki Rum nüfusu bölgeye çağırır. Alacaat köyünde sıtmaya yol açan bataklığı kurutmak üzere, Alaçatı Limanı’na bir kanal açılır. Açılan kanal ise sonradan gemilerin yanaştığı bir liman olur. Yöredeki toprak sahibi Türkler, kanal inşası için gelen Rum işçilere tarlalarını “imar” edip işlemeleri koşulu ile verir. Böylece denizden bir kaç kilometre içeride bir köy kurulur. Bugün Alaçatı’nın birer birer restore edilmekte olan göz alıcı taş evlerinin çoğu, 1850-1890 yılları arasında inşa edilen bu tarihi evlerdir.

Evet bu kadar bilgi yeterli bence  şimdi Alaçatı’nın  gezilecek yerleri yazalım birazda


     Alaçatı Yel Değirmeni 


Yılın hemen hemen tamamını rüzgarlı geçiren Alaçatı‘da eski ve yeni olmak üzere pek çok yel değirmeni bulunuyor. Alaçatı’nın en eski yapıları konumunda olan eski yel değirmenleri, 500 ile 1000 yılları arasında inşa edilmiş oldukça devasa yapılar olma özellikleriyle biliniyor.
Dönemin teknoloji harikası olarak değerlendirilen değirmenlerin büyük bir bölümü Alaçatı Belediyesi’nce aslına uygun olarak restore edilmiş.
Bir kısmı özel işletmecilerce değerlendirilen yel değirmenleri özellikle 12 beyaz sütunlu yel değirmeni ile birlikte kendinizi bir masal diyarının ziyaretçisiymiş gibi hissetmenize neden oluyor.
Alaçatı merkezindeki bir tepede konumlanmış eski yel değirmenleri, bir yorgunluk molası vermek ve gün batımını izlemek için Alaçatı gezilecek yerler listesinde en ideal nokta olarak başı çekiyor.
Rüzgar enerjisinden yararlanılması için inşa edilen yeni yel değirmenleri ise Alaçatı’nın büyüleyici atmosferi ile birebir uyum gösteriyor.

Türkiye’de elektrik üretimi için ilk defa Alaçatı’ya kurulan devasa büyüklükteki yeni yel değirmenleri ile birlikte eskiden yel değirmeni olarak kullanılmayan fakat günümüzde yel değirmeni olarak kullanılan eski yapılar da bulunuyor. 

İlgili resim


   Alaçatı Evleri

Eskiden Rumların ağırlıkta oturduğu beldelerden biri olan Alaçatı‘nın dar sokakları Rumların inşa ettiği birbirinden güzel taş evler yer alıyor.
Amatör fotoğrafçıları cezbeden Alaçatı evleri, ponza taşına çok benzeyen, zamanla sertleşen ve ısı yalıtımı konusunda oldukça iyi Alaçatı’ya özgü bir taş kullanılarak yapılmış.

Oldukça hassas yapıda görünen bu taşın zamanla sertleşme özelliği, Alaçatı’nın tarihi dokusunu günümüze kadar taşımasına yardımcı olan en önemli unsur olarak kabul görüyor.
Arnavut kaldırımlı daracık sokakların eşlik ettiği eski taş evler, bahçe ve pencerelerindeki rengarenk çiçekleri ile birlikte bir ömür boyu Alaçatı’da kalma isteğini yüreğinizde yeşertebilir.

Birçoğu butik otel olarak kullanılan Alaçatı taş evlerini konaklama için en güzel alternatiflerin başında değerlendirebilirsiniz. Tarihi atmosfer içerisinde Ege mutfağının birbirinden lezzetli yemeklerini deneyebileceğiniz birçok restoran bulabilir, eski eşya dükkanları arasında kaybolabilirsiniz.

İlgili resim
Kemalpaşa Caddesi

   Alaçatı gezilecek yerler denince ilk akla gelen caddelerden biri olan Kemalpaşa Caddesi; yolu düşen gezginlere birbirinden farklı pek çok alternatif sunuyor.
Küçük bir yürüyüş için bile olsa kesinlikle uğramanız gereken Kemalpaşa Caddesi; oldukça popüler mekanların yanı sıra marka haline gelmiş restoranları, butikleri, hediyelik eşya dükkanları ve el işi dükkanlarını buluşturan, rahatsız edilmeden eğlenebileceğiniz ve saatlerce kaybolabileceğiniz bir yer olma özelliği taşıyor.

Sabahları oldukça sakin görünen Kemalpaşa Caddesi, özellikle yaz sezonunda, akşam saatleri olunca epeyce kalabalıklaşıyor. Daha önce tatmadığınız pek çok farklı lezzeti bulabileceğiniz butik restoranlarını denemek istiyorsanız önceden arayıp rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Üzerinde yer alan eğlence merkezleri ise Latin müziklerinden canlı müzik dinletilerine kadar çok farlı konseptlerde hizmet veriyor. Eğlence anlayışınız ne olursa olsun kendinize göre bir mekanı rahatlıkla bulabilirsiniz.

    HacıMemiş Sokağı 

  Cami Yeri ve Alaçatı Meydanı’na çok yakın bir konumda olan Hacı Memiş Sokağı; Alaçatı’nın tadını gürültü ve kalabalıktan uzak çıkarmak isteyenlerin bir numaralı tercihleri arasında kalıyor.
Kemalpaşa Caddesi kadar kalabalık ve turistik yapıda olmayan cadde, sakinlerinin özeni ile tarihi dokusuna uygun ahşap ve cam ağırlıklı detayları ile nezih bir görüntü sunuyor.
Yüksek sesli müzik yayını yapan mekanlardan bütünüyle arındırılmış olan Hacı Memiş Sokağı; misafirlerini ev sıcaklığında ağırlamaya çalışan restoran ve butik otelleri, barındırdığı her bir ürün özenle seçilmiş tasarım ve giyim butikleri, birbirinden güzel seramik ve resimleri bir araya getiren sanat galerileri ile birlikte Alaçatı’nın sakin ruhunu yansıtıyor.
HacıMemiş Sokağı ile ilgili görsel sonucu


İlgili resim

      Aya yorgi koyu 

  Alaçatı denildiğinde ilk akla gelen sert esen rüzgarları olsa da Aya Yorgi Koyu, rüzgardan korunmuş ender koylarından biri olarak adlandırılıyor.
Diğer koylarına nazaran suyu çok daha sıcak olan koyun akıllara durgunluk veren güzelliği ile birlikte pek çok beach club’a da ev sahipliği yapıyor. Cam gibi berrak suyu günün her saati yüzmek için akılları çeliyor.
Aya yorgi koyu ile ilgili görsel sonucu






     





  Delikli koyu 

Alaçatı ve Ovacık‘ın tam ortasında yer alan Delikli Koy; bembeyaz kayaları, masmavi denizi ve sakinliği ile Alaçatı’nın saklı cenneti olarak görülüyor.
İki koyun arasında bulunan dev bir kayanın, çeşitli doğa olayları sonucunda oyulması ve iki koyun bu delikle birbirine bağlanması sonucu Delikli Koy adını alan bölge Alaçatı’ya oranla daha sıcak olan dalgasız ve sakin suyuyla pek çok kampçıyı da ağırlıyor.
Delikli koyu ile ilgili görsel sonucu















Alaçatı' da bu kadar gezilmeye değer bir yerdir hem kafa dinleye bileceğiniz hemde gezip  eğlene bileceğiniz bir yerdir .











30 Ekim 2019 Çarşamba

Haydi şimdi izniği gezelim l

ANTALYA

Evet arkadaşlar bu gün sizlere antalya da gezilicek yerleri anlatıcam kısa bir tarihçesini yazalım 
  Kronolojide de görüldüğü gibi Antalya bir çok devletin hakimiyeti altında kalmıştır. Şehri Bergama Kralı Attalos’un kurduğu rivayet edilmektedir. 1426’ds şehir Osmanlı hakimiyeti altına girmiştir. Şehir genellikle Osmanlı şehzadeleri tarafından yönetilmiştir. II. Beyazid’in oğlu şehzade Korkud Antalya valiliğine atanmış (1502) ve şehrin bir korsan  merkezi olmasına neden olmuştur. Şehre ve çevresine XVI. yüzyılda Sultan  el-Savahil ve Teke ili adı verildi. II. Murat zamanında vilayet olarak Liva-i Teke adını aldı. Antalya Teke sancağının yönetim merkeziydi. Antalya Konya vilayetine bağlı bir  kaza iken 1913 Teke sancağı adıyla bağımsız bir mutasarrıflık oldu.

              Kurtuluş Savaşında Antalya

Mondros Mütarekesi uyarınca 29 Nisan 1919’da İtalyanlar Antalya’yı işgal etti. İtalyanlar bölge halkına genellikle iyi davranarak, halkın direnişe geçmesini engellediler. Yunan işgalinden sonra milli kuvvetlere ters düşmemeye çalıştılar. Üstelik Yunan Batı Cephesi hakkında bilgi toplayarak milli kuvvetlere yardım ettiler. 31 Mayıs 1921’de İtalyanlar Antalya’dan çekilmeye çekilme kararlarını açıkladılar. Şehri İtalyanlar 5 Temmuz’da tamamen boşalttılar. Daha sonra işgali kaldırdıkları için bazı ekonomik ayrıcalıklar istedilerse de TBMM bu istekleri kabul etmemiştir.

          Antalya’nın Tarihi Kronolojis

  • M.Ö. 700-546 Lidyalılar.
  • M.Ö. 546-336 Persler.
  • 336-301 Helenistik dönem.
  • M.Ö. 301-188 Pleistarkos Devleti.
  • M.Ö.180-65 Pamfilya korsanları.
  • M.Ö. 65-M.S. 395 Romalılar, 395 Bizanslılar.
  • 1085-1103 Selçuklular.
  • 1103-1206 Bizanslılar.
  • 1207-1308 Selçuklular.
  • 1308-1361 Hamidoğulları.
  • 1361-1373 Kıbrıs Krallığı.
  • 1426 Osmanlı hakimiyeti.
  • 29 Nisan 1919 İtalyan işgali.
  • 1 Haziran 1921 İtalyanlar şehri boşaltmaya başladılar.

 Theimussa (Kale İskelesi)

Kekova bölgesini dolaşmak isterseniz, Kaş’a 30 km, Demre’ye ise 20 km mesafedeki Üçağız Köyü’ne varmanız gerekiyor. Doğal bir liman görünümünde olan koyun kuzeyindeki tarihi kalıntılar Theimussa Antik Kenti’ne ait. Kendinizi zaman tünelinde gibi hissedeceğiniz bu antik kent, bir kitabeye göre M.Ö. IV. yüzyıla tarihleniyor. Günümüzde mezar kalıntılarını görebileceğiniz kentte kule kalıntısını da görebilirsiniz.

Antalya gezilecek yerler, Antalya tarihi yerler, Kekova, Theimussa Antik Kenti
Antalya’da mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri de Kekova… Theimussa Antik Kenti’ne ait tarihi kalıntıları gezerken tarihte yolculuğa çıkmış gibi hissedeceksiniz. ayrıca gidersiz eyer bi dondurma alın derim gerçek keçi sütünden yapılıyor
  Olympos Antik Kenti
Rastgele 10 kişiye Antalya’da mutlaka gitmeniz gereken yerlerin neresi olduğunu sorsanız 8’i ilk olarak Olimpos Antik Kenti der! Öyle önemli ve gizemli bir yer burası. Tanrılar Kenti olarak da anılan kent, Kumluca ilçe sınırları içerisinde bulunuyor.Ulu dağ anlamına gelen Olympos ismi, dünya üstündeki pek çok dağa verilmiş. Antik Likya’nın en önemli kenti konumunda olan Olympos’a gittiğinizde, o ünlü Olimpos Plajı’nda yüzmeyi de ihmal etmeyin.Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte İ.Ö. 167-168 yıllarındaki sikkelerde isminin yazdığı görülmüştür. Günümüze ulaşan tarihi kalıntıların çoğu ağaç ve çalılarla örtülü olup, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait.Caretta Caretta’ların yavrulama alanı olduğundan sit alanı ilan edilen kent, koruma altında bulunuyor. Olimpos’a gidenler genellikle sırt çantalı üniversite öğrencileri ya da arkadaşlarıyla bungalow evlerde kalma heyecanını yaşamak isteyen turistler oluyor. Ağaç evleri ve çadır kurulabilen açık alanları ile kamp meraklıları ve doğayla iç içe olmak isteyenler için de mükemmel olanaklar sunuyor.Antik kentten günümüze ulaşan kalıntılar arasında Kaptan Eudomus’un lahdi de bulunuyor. Plaja giderken kayalığın oyuğunda yer alan lahit hem üzerindeki duygusal şiiri hem de gemi kabartması ile dikkat çekiyor. Olimpos Antik Kenti, halen gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen tarihi kalıntılarıyla keşfedilmeyi bekliyor.
olympos antik kent ile ilgili görsel sonucu


















Antalya kaputaş plajı

Yukarıda da bahsettiğimiz gibi plajın ulaşımı oldukça meşakkatli bir süreci gerektiyor. Ulaşımının zor olması plajın çekiciliği arttıran bir etken olarak değerlendiriliyor. Kaya olan dağ yamaçlarının oyulmasıyla yapılan dar bir yolun altında hemen kanyonun bittiği konumda yer alan plaja 187 basamak inerek ulaşabiliyorsunuz. 187 basamak belki size fazla gelebilir ancak emin olabilirsiniz ki o her basamakta plajın manzarası sizi büyüleyecek.
Denizin yaklaşık bir metrelik kısmı beyaz kum ancak bir metreden sonrası ufak kayalardan oluşuyor. Ama ayaklarınız bu taşlara değmiyor çünkü yaklaşık 1-2 metreden sonra denizin derinliği birden artıyor ve dibe ulaşmanız pek mümkün oluyor. Güvenlik şeridi olarak çekilen mantarlara ulaştığınızda denizin dibini net bir şekilde görebiliyorsunuz ancak derinlik tahminen 10-15 metre oluyor. Bu nedenle yüzme bilmeyenlerin 1-2 metrenin ötesine gitmemeleri şiddetle tavsiye ediyorum, çünkü deniz gerçekten birden boyunuzu metrelerce aşan derinliğe sahip oluyor.Kıyılarda dalga fazla olsa da birkaç metre açıldığınızda oldukça durgun ve berrak bir suyla karşılaşıyorsunuz. Eğer yüzme biliyorsanız plaj mantarlarına kadar gitmenizi tavsiye ederim. Deniz gözlüğünüz varsa biraz dalış yaparak deniz altındaki balıkları çok rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz.Bölgede olduğu gibi bu plajda da su soğuk değil, çok rahatlıkla dalış yapabiliyorsunuz. Ancak biraz kayalara doğru yaklaştığınız altlardan gelen soğuk su akıntıları nedeniyle buz gibi bir suyla karşılaşabilirsiniz.
antalya kaputaş plajı ile ilgili görsel sonucu

 Kaş

Antalya’nın en batıdaki ilçesi Kaş, mavi turların gözdesi olan etkileyici bir tatil beldesi. Kaş ile Kalkan arasında yer alan, yeraltı sularının kumlar arasından süzüldüğü serin, turkuaz renkli denizi ile Kaputaş Plajı, Kaş’ın en popüler turistik noktası.Kaş Antik Tiyatrosu, Antiphellos Antik Kenti, Xanthos Antik Kenti ve Kaputaş Plajı ile Patara Plajı başlıca görülecek yerleri olmakla birlikte, beyaz duvarlı evleriyle meşhur bir balıkçı köyü olan Kalkan ise Kaş’a yalnızca 25 km uzaklıkta. Yunanistan’ın Meis Adası da Kaş’ın tam karşısında yer alıyor. Schengen vizeniz yoksa Yunan Adaları Kapıda vize uygulaması ile günübirlik ziyaret edebilirsiniz.
kaş ile ilgili görsel sonucu
İlgili resim








23 Ekim 2019 Çarşamba

Bodrum


bodrumda gezilecek yerler ile ilgili görsel sonucu
İlk önce bodrumun kısa bir tarihçesini yazalım.

Bodrum, Muğla'nın 13 ilçesinden birisidir. İlçe günümüzde önemli bir turizm merkezi olması ile anılmaktadır ki bunda Bodrum'un kendine has bazı özellikleri olması etkilidir. Bodrum sadece Türkiye'de değil dünyada da turizm açısından bilinen bir ilçedir.

Bodrum gezilecek yerler yazısını hazırlarken özellikle kategorilere ayırdım. Çünkü herkesin yaşam şekli ve istekleri anlayışı farklı. Kimisi Bodrum’un pırıl pırıl denizi olan koyları hangileridir? diye merak ederken kimisi tarihi yerlerini kimisi de doğal güzelliklerini görmek istiyor. Tabi Bodrum’un eşsiz gece hayatı ve eğlence mekanlarını da unutmamak gerek.
Ancak merak etmeyin Bodrum ile ilgili aradığınız sorunların hepsinin cevabını bu yazıda bulacaksınız. Bodrum’a yakın günübirlik gidip gelebileceğiniz yerleri dahi yazının sonunda vereceğim.

  Bodrum’da En İyi 15 Plajı;

1- Karaincir Akyarlar plajı
2- Mazı Köy plajı
3- Camel Beach Ortakent
4- Aspat Plajı
5- Çöketme Plajı
6- Türkbükü Beach
7- Çökertme Plajı
8- Mandalin Oriental Otel Beach
9- Yalıçiftlik Kızılağaç Plajı
10- Gümüşlük Plajı
11- Ören Plajı
12- Halikarnas Plajı 

  Özel Bodrum Koyları;

13- Orak Adası
14- Akvaryum Koyu
15- Kara Ada

Bodrum’un En İlginç 20 Tarihi Yeri;

1- Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi
2- Bodrum Anfi Tiyatrosu
3- Bodrum Kalesi
4- Halikarnas Mozolesi
5- Sandima Köyü
6- Pedesa Antik Kenti
7- Tavşan Adası
8- Mindos Kapısı
9- Karakaya Köyü
10- İasos Antik Kenti
11- Leleg Yolu
12- Bodrum Yel Değirmenleri
13- Yalıkavak Kral Mezarları
14- Apostol Kilisesi
15- Osmanlı Tershanesi
16- Bargilya Antik Kenti
17- Madnasa Antik Kenti
18- Venedik Kalesi
19- Zeki Müren Müzesi
20- Dibekli Han Kültür ve Sanat Köyü


bodrumda gezilecek yerler ile ilgili görsel sonucubodrumda gezilecek yerler ile ilgili görsel sonucu
bodrumda gezilecek yerler ile ilgili görsel sonucu








Cumalıkızık

Osmanlı sivil mimarisinin en görkemli köy yerleşimini günümüze ulaştıran Cumalıkızık, son yıllarda ülkemiz yanında tüm dünyada da tanınmay...